5 Ağustos 2011 Cuma

matmazel bugün boğulmak yasak



bir renk düşlemedim önce.
ya da bir suret düşlemedim.
parçalardan bütün yaratmadım. yani anlayacağın.
ben hiç bir şey yaratmadım aslında, sen ben kendimi bildim bileli hep vardın.

kimseye, kimselere anlatamadım.
anlatırdım bana kalsa.
ama ille bir suret istediler.
ağzımı her açmaya kalktığımda  "neye benziyor" dediler.
gözümün kararı yoktur ki benim.
tabuta girerken yanına hiç bir şey almaya izin vermiyorlarmış diyorlar inanırım.
böyle yasakları var bazı yerlerin.
hayallere girerken de yanına hiç bir şey aldırmıyorlar mesela.
kağıt kaleme izin var ama.
bilirsin resme kabiliyetim yoktur.
adres tarif etmekse en beceremediğim şeydir.
her polisiye film izleyişimde düşünürüm bir gün bana bir robot resim çizdirmeye kalksalar ne yaparım diye kara kara.
bilmiyorum anlatabiliyor uyum?
kendi yöntemlerimle yazıyorum ben de seni hal böyle olunca.
belki bir gün biri anlar diye ne demek istediğimi ve neye benzediğini.
anlar da tanır,
götürür beni sana.
o birine yazıyorum işte bunları.
en yakın arkadaşlarıma ya da küçükken tuttuğum günlükleri gizlediğim yerlerden bulup aşık olduklarımın bilgisine ulaşan ama seninle ilgili yazdıklarımdan pek de bir mana çıkartamadığından olacak bunları okumayı bırakan ve beni yazdıklarım için gizli yerler aramak zahetinden kurtaran anneme değil  o "birine"

hazlarında 1001 hüzün vardır onun sevgili o biri.
her gece başucumda bana bir tanesini anlatır

"sesinin yumuşaklığı acıtır.
ama can yakan cinsten bir acı değildir bu.
belki sadece bir gözyaşı söktürücü.
dedim ya onun hazlarında 1001 hüzün vardır.
hüzünlerinde de 1001 haz.
henüz kitaplaştırılmamıştır.
bu yüzden okunmaz, sadece ama sadece anlatılır.
anlatılan masalları okunanlardan daha çok severim ben.
düzgün cümleler değildir umrumda olan.
ama o anlatırken bile hep düzgün cümleler kuran, kitaplardakiler gibi yapmacık ve zorlama olmayan.

dedem gücenmesin, çocukluğuma ihanet ettiğimi düşünmesin ama ben en çok onun masal anlatmasını seviyorum uyumadan önce.
nedensiz değil  bu elbette.
masal bitmeden asla gitmez o.
ben uyusam da gitmez.
dedem giderdi.
uyuduğumda da masalı duymaya devam ettiğimi bildiğinden mi yoksa masalları gerçekten çok fazla önemsediğinden mi bilmiyorum ama gitmez işte masal bitmeden.
diğerlerinin dediği gibi kalbimin köşeli olmadığını bilir.
ona dokunmuşluğu vardır.
kıvrımlarında elini gezdirmişliği..
ağlamışlığı bu yumuşaklık karşısında,
benim onun sesinin yumuşaklığı karşısında ağlayışım gibi.
kalbim köşeli olduğundan ve eline battığından değil.
(kalbim diğerlerinin söylediği gibi köşeli falan değil)
gözyaşı söktürücü gibi bir şey işte.
artık düzgün cümleler beklemeyin benden.
sezgi kapılarına anahtar olacak kelimelerim yok ya..
anlayın işte.
hiç bir şifalı bitkiler kitabının içinde aramayın bahsettiğim gözyaşı söktürücüyü.
aramayın boşuna bulamazsınız.
onunla kaybedeceğiniz zamanı benim için bir şiiri aramakla geçirin iyisi mi.
"matmazel bugün boğulmak yasak" ismi
kimin yazdığını hatırlamıyorum
 ve şiiri de.
ama beni boğulmaktan alıkoyacak şey olsa olsa yalnızca o olur bu gece.
şimdi bana bir iyilik yapın ve o şiiri bulun.
boğulmama yetecek kadardan fazlası var elimde:
bir şarkı, bir yokluk, kayıp bir şiir.

1 yorum:

  1. burada olman çok güzel, özellikle de benim için. ;))
    ne kadar uzun olursa o kadar seviyorum yazılarını, hiç bitmesin istiyorum çünkü...
    yazmaya devam et, fırsat buldukça yorum yapacağım ama her halükarda okuduğumu bil. :)

    "belki bir gün biri anlar diye ne demek istediğimi ve neye benzediğini.
    anlar da tanır,
    götürür beni sana.
    o birine yazıyorum işte bunları."

    seni anlıyorum gramafonhaznesi...

    YanıtlaSil