15 Ağustos 2011 Pazartesi

geçti bir teselli sözcüğü olmayı bırakalı ne kadar oldu sahi?

şiir kitaplarındaki gitmeli şiirlerin olduğu sayfaları kıvırıyorum ancak.
uzun ihsan efendi kadar bile olamıyorum.
öyle ya,
ben rüya görürken hep rüya gördüğümün bilincinde olurum.
değil ki düşlerimin atlasını çıkartayım.
pek vahim değil mi durumum?
size anlatacağım daha çok şey var.
çok fazla şey.
ağlayamadığım olur bazen.
hala hissedebiliyor olduğumu kendi kendime kanıtlamam gerekir bazen,
ve ben dünyanın en hüzünlü şarkıları eşliğinde ölümler düşler ağlarım.ben kendi kurduğum tuzaklara düşer ağlarım.
ben kendim, kendime kurduğum tuzaklara düşer ağlarım.
ben koskoca bir kendidüşerağlarım.
ne korkunç geliyor kulağa değil mi?
'KENDİDÜŞERAĞLAR'
bu daha hiç bir şey.
size anlatacaklarımın binde biri bile değil bu.
ben dünyanın en hüzünlü şarkıları eşliğinde ölümler düşler ağlarım demiştim ya;
düşlediğim ölümler,
işte onlar en sevdikleriminkiler.
biliyorum nefret ediyorsunuz şimdi benden.
ama benden nefret etmesini göze alıp da bunları anlatabildiğim bir tek siz varsınız.
ne olur beni biraz anlayın!

şiir kitaplarımdaki bütün kıvrılmış sayfaları kopartacağım bir gün.
kağıttan gemiler nasıl yapılır öğreneceğim babamdan.
önce babamın ölümünü düşleyeceğim ve tıpkı ölümünden 6 gün 5 saat 4 dakika önce bana öğrettiği gibi gemiler yapıp mavi el işi kağıtlarından, her birine birer fatiha okuyup
 mezarına bırakacağım babamın.
kaptanları ve tayfaları süresiz izne ayrılmış gemiler yapacağım koparttığım kıvrık şiirlerden sonra.
madem bu kadar gitmek istiyorsunuz diyeceğim, buyrun!
yeter ki gözüme gözüküp durmadan bana gitmekten bahsetmeyin.
yeter ki bana durmadan gitmekten bahsedip hayallerimin kanına girmeyin!
hafızamı kaybedeceğim tüm bunlar olup bittikten yıllar sonra bir kendimi ağlatma yöntemi olarak.
kaybolmuş hafızama bakınırken odamda, kitaplığımda
şiir kitaplarının yırtılmış sayfalarına anlam veremeyeceğim.
kitapları, üstelik de şiir kitaplarını hunharca yırtan zırcahile hıncımı alana kadar sayıp söveceğim.
istediği gemi değil, yolcu olmak olan zoraki gemilerin bedduları sonucu kaybettiğimi hafızamı,
hiç bilmeyeceğim.
yolcuların duası kabul olur derdi anneannem.
hafızam yerine geldiğinde ilk iş anneannemi arayıp
"yolcuların duası kabul olurmuş" sözünü,
"yoldaların duası kabul olurmuş" olarak değiştirmesi gerektiğini söyleyeceğim.
gemiler de yolcudan sayılmıyordurlar umarım ve yalancı çıkmam anneanneme karşı o gün geldiğinde.
derken bir gün
bir adam çıkagelecek sudan,
üzerinden kelimeler damlayan.
koparıp attığım gitmeli şiirlerden geliyor olduğundan şüphelendiğim bir adam.
boş atıp dolu tuttuğım kağıttan gemi şiirlerden gelme bir adam.
gitmek istediğim yerlerden gelmiş bir adam.
gelişine aşık olduğum, gidişine aşık olacağım,
kendisini 'hala ağlayabiliyorum seanslarıma' konu etmeye dahi asla cesaret edemeyeceğim bir adam.
kelimelerini kurulayacağım önce.
sonra ona sarılacağım.
bu arada ben sarılmamı annemden almışım.
adam da bana sarılacak.
o kadar çok sarı-lacağız ki sonbahar gelecek.
en sevdiğimiz mevsimin gizli tarifini ikimiz de biliyor olacağız.
çok gizli.
dünyanın en önemli sırrı bu belki.
bu sır kötü kişilerin eline geçerse dünyanın sonu gelir,
seni benim dışımda benim gibi sevecek olan herkes kötü kişidir
ve bu sır kötü kişilerin eline geçerse dünyamın sonu gelir.
hafızamı buluvereceğim,
kırışmış da halının altına düzelsin diye koymuşum meğer.
ah bu ben!
'sonra anneannemi arayacağım sözverdiğim gibi hafızam düzelir düzelmez'
telefona dedem çıkacak hüzünlü-mecalsiz bir sesle-
yo hayır.
artık hala hissedebiliyor olduğuma inanmak için böyle şeylere ihtiyacım yok.
sevdiklerimi öldürmeyeceğim artık söz veriyorum,
en azından o adam gidene kadar!
(ne olur artık nefret etmeyin benden
samimi değildim benden nefret etmesini göze aldığım kişiler olduğunuzu söylerken)
sonbaharın gizli tarifini biliyorum
sarılmamı annemden almışım babam söyledi.
tüm bunlar yetiyor inanmam için hissedebildiğime.
baştan alalım o halde o kısmı
'sonra anneannemi arayacağım sözverdiğim gibi hafızam düzelir düzelmez
telefona anneannemin kendisi çıkacak ve yanlış bilgisini yoldaların duaları kabul olurmuş şeklinde düzeltecek.
(gemiler de yolcudan sayılıyorsa anneannemin diline düşerim ya
hadi hayırlısı)
o adam uyurken çıkacağım evden bir gün o uyanana kadar geri dönmek üzere
kayıp ilanları asacağım şehirdeki bütün bulutların üzerlerine
kıvrık şiirlerden yapılma gemiler için,
belki bu sayede gitmek istemeyi bırakırım diye sulara salıverdiğim.
hepsinden değilse de birkaçından haber çıkacak.
izlerini sürüp, bulacağım da o birkaçını
ve ellerinden tutup eve getireceğim.
bunların hepsi o adam uyanıncaya kadar geçen küçücük bir zamana sığacak.
artık düşlerimde de korkmadan uzaklaşabiliyorum dilediğimce.
gördüklerimin düş olduğunun bilincinde olmadığım zamanlar bile oluyor artık inanabiliyor musunuz?
acemice yerlerine bantlıyorum hepsini şiirlerin üşenmeden.
akşam olduğunda biraz meyve biraz şiir hazırlıyorum o adamla kendime.
o akşam yola çıkma kararı alıyoruz hemen ertesi sabah için.
ertesi sabah yalnız uyanıyorum.
yo hayır,
ağlayabildiğimi sınamak için yapmadım bu kez inanın ne olur.
sadece bir düştü.
ağladığımı sınamak için yapmadım ama bu kez her zamankinden fazla ağladım.
sarılmamı kendisinden aldığım annem sarılarak 'geçti' dedi.
sadece bir düştü.
sorun da bu ya işte: GEÇTİ!
'geçti' bir teselli sözcüğü olmayı bırakalı ne kadar oldu sahi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder